Kira Hukukunda Tahliye Süreçleri ve Arabuluculuk

03.05.2026

Konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye sebepleri, yasal süreler ve arabuluculuk zorunluluğu

Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık bir bedel ödemeyi üstlendiği, her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), özellikle "Konut ve Çatılı İşyeri Kiraları" başlığı altında kiracıyı koruyucu bir rejim benimsemiş ve tahliye sebeplerini sınırlı sayıda tutarak sıkı şekil şartlarına bağlamıştır.

Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan tahliye nedenleri ve bu süreçlerde dikkat edilmesi gereken kritik hususlar özetlenmiştir.

1. Sözleşme Süresinin Bitimi ve 10 Yıllık Uzama Kuralı (TBK m. 347)

Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme süresinin dolması, kiraya verene tek başına tahliye hakkı vermez. Kiracı, sürenin bitiminden en az 15 gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl uzatılmış sayılır. Kiraya veren ise ancak 10 yıllık uzama süresi dolduktan sonra, her uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin tahliye talep edebilir.

Teknik Hesaplama (1+10+1): Yargıtay uygulamasına göre bu süre "1 yıl (sözleşme yılı) + 10 yıl (uzama yılı) + 1 yıl (ihtar yılı)" şeklinde hesaplanarak 12. yıla girildiğinde kullanılabilir.

Sözleşme Yenileme Riski: Yargıtay uygulamasına göre taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi yapılması, 10 yıllık süreyi sıfırdan başlatır.

2. Kiracının Temerrüdü: Kira Bedelinin Ödenmemesi (TBK m. 315)

Kira bedelini veya yan giderleri (aidat vb.) zamanında ödemeyen kiracıya karşı temerrüt nedeniyle tahliye süreci başlatılabilir. Kiracıya yazılı olarak en az 30 gün süre verilmeli ve bu sürede ödeme yapılmazsa feshin gerçekleşeceği ihtar edilmelidir.

Eksik Ödeme: Cüzi bir meblağın eksik ödenmesi tahliye sebebi teşkil edebilir.

Yan Gider Nüansı: Kira alacağı 30 gün içinde tam ödenmişse, sadece yan giderlerin (aidat, kapıcı gideri vb.) ödenmemesi tek başına tahliye hakkı doğurmaz.

3. Yazılı Tahliye Taahhüdü (TBK m. 352/1)

Kiracı, kiralananın tesliminden sonra belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmişse, kiraya veren bu tarihten itibaren bir ay içinde icra veya dava yoluyla tahliye isteyebilir. Taahhüdün geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı biçimde ve taşınmazın tesliminden sonra serbest iradeyle verilmiş olması şarttır.

Tarihsiz Taahhütler: Yargıtay, tanzim ve tahliye tarihleri boş bırakılarak verilen taahhütnamelerin kiracı tarafından sonradan doldurulmasının sonucuna kiracının katlanması gerektiğini kabul etmektedir.

Aile Konutu Şerhi: Taşınmaz "aile konutu" ise kiracı olan eş, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça kira sözleşmesini feshedemez ve tahliye taahhüdü veremez.

4. İki Haklı İhtar Yoluyla Tahliye (TBK m. 352/2)

Bir kira yılı içerisinde kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle kiracıya iki kez haklı ihtar gönderilmişse, kiraya veren kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde dava açabilir. İhtarların farklı aylara ilişkin olması ve ödemenin ihtardan sonra yapılmış olması şarttır.

Hakkın Kötüye Kullanımı Engeli: Muaccel hale gelen birikmiş bir kira borcunun, iki haklı ihtar oluşturmak amacıyla ay ay bölünerek ayrı ihtarlar şeklinde gönderilmesi hukuken geçersizdir ve hakkın kötüye kullanımı sayılır.

5. Kiracının veya Eşinin Başka Evi Olması (TBK m. 352/3)

Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için kiraya verenin sözleşmenin kurulması sırasında bu durumu bilmiyor olması şarttır.

Nitelik Benzerliği Şartı: Tahliyesi istenen evle kiracıya ait olan evin aynı niteliklere sahip olması gerekir. Örneğin, 4 kişilik bir ailenin oturduğu 3+1 dairenin tahliyesi için kiracının sahip olduğu 1+1 daire gerekçe gösterilemez.

6. İhtiyaç Nedeniyle Tahliye (TBK m. 350)

Kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi doğması halinde, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda açılacak dava yoluyla tahliye talep edilebilir. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun ispatlanması esastır. Geçici veya henüz doğmamış bir ihtiyaç tahliye nedeni yapılamaz.

7. Yeni Malikin Tahliye Hakkı (TBK m. 351)

Taşınmazı sonradan satın alan kişi, kendisi veya kanunda sayılan yakınları için konut ya da işyeri gereksinimi bulunması halinde iki farklı yolu tercih edebilir.

Birinci yol: Edinme tarihinden itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirerek altı ay sonra dava açabilir.

İkinci yol: Sözleşme süresinin bitimini bekleyerek sona erme tarihinden itibaren bir ay içinde doğrudan dava açabilir.

8. Olağanüstü Fesih (TBK m. 331)

Kira ilişkisini taraflardan biri için çekilmez hale getiren önemli bir sebebin varlığı durumunda, yasal fesih bildirim sürelerine uyularak sözleşme her zaman feshedilebilir. Sözleşmenin devamının dürüstlük kuralı gereği beklenemeyeceği durumlar (örneğin taraflar arası ağır husumet, ekonomik yıkım vb.) bu kapsamda değerlendirilir. Hakim, olağanüstü feshin parasal sonuçlarını tarafların durumuna göre hakkaniyetle takdir eder.

9. Depozito (Güvence Bedeli) (TBK m. 342)

Güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz. Para veya kıymetli evrak olarak verilen depozito, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere vadeli bir tasarruf hesabına yatırılır ya da bankaya depo edilir. Yargıtay içtihatlarına göre depozitonun iadesi sırasında paranın satın alma gücündeki değişim gözetilerek güncellenmesi gerekebilir.

10. Zorunlu Arabuluculuk

1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira hukukundan doğan uyuşmazlıklarda (icra takibi yoluyla tahliye hariç) dava açmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu bir dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan davalar usulden reddedilmektedir.

Sonuç

Kira hukuku süreçleri, özellikle süreler ve şekil şartları bakımından son derece katı kurallara tabidir. Hak kayıplarının önlenmesi için ihtarname sürelerinin takibi ve güncel Yargıtay içtihatları doğrultusunda strateji belirlenmesi hayati önem taşımaktadır.